Cumartesi 13 Haziran 2026 - 18:16
İran'ın Düşmanlarla Mücadelede 8 Yeni Politikası / Gerektiği Sürece İran Milleti Sahadadır!

Havza / Kum Cuma Hatibi ve İlim Havzaları Müdürü, İran İslam Cumhuriyeti'nin Amerika'ya, ajanlarına ve paralı askerlerine karşı benimsediği sekiz yeni politikayı açıkladı.

Havza Haber Ajansı'nın haberine göre Kum Cuma Hatibi ve İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Ali Rıza Arafi, geçtiğimiz gün Kudüs Musallası'nda kılınan Cuma namazı hutbelerinde şunları ifade etti: "İslam İnkılabı, başından beri ilahi bir inkılaptı; dünyanın şeytanlarına ve istikbar güçlerine karşı dik durdu."

İlim Havzaları Müdürü şöyle devam etti: "İslam İnkılabı birçok dönemi ve aşamayı geride bırakmış, her aşamada farklı politika ve stratejiler benimsemiştir. Son dönemde inkılabın politika ve stratejilerinde büyük olaylar, yön değişimleri ve denklem değişiklikleri meydana gelmiş; bu durum halkın çabası, Şehit Rehberin ve İslam İnkılabı Rehberi'nin (Ayetullah Hamaney) hidayetleriyle devam etmiştir."

Kum Cuma İmamı sözlerine şöyle devam etti: "Düşmanlar bilsin ki İran milleti, İslam İnkılabı Rehberi ve silahlı kuvvetler, bu aşamada İslam İnkılabı söyleminden doğan yeni politikalarla yeni bir evreye girmişlerdir."

Son Olaylarda İran'ın Değişen Politikaları

1. Politika: Amerika ile Doğrudan Yüzleşme

Ayetullah Arafi şunları ifade etti: "Geçtiğimiz yıllarda, şer ekseni ve İslam ümmetine yönelik ihanetin ana merkezi olan Amerika ile zaman zaman yüzleştik ancak bu yüzleşmenin büyük kısmı içerideki ve dışarıdaki kuklalar üzerinden oldu. İslam İnkılabı'nın yeni aşamasındaki ilk denklem değişikliği, Amerika ile doğrudan yüzleşmek ve bu asıl şeytani güçle doğrudan karşı karşıya gelmektir."

Kum Cuma İmamı şöyle devam etti: "Bu stratejinin benimsenmesi sonucunda yüzleşme korkusu yıkıldı. Korkak ve dışa bağımlı kişiler defalarca Amerika ile yüzleşmenin imkansız olduğunu ve bu yola giren herkesin daha ilk günden yok olacağını söylemişlerdi. Ancak Yüce ve Kadir olan Allah'ın gücü, bu halkın gayreti, silahlı kuvvetlerin ve İslam İnkılabı Rehberi'nin çabalarıyla yakın tarihte ilk defa bir millet, en güçlü askeri güçle yüzleşmeye girdi, yok olmadı, yüzleşme korkusunu yıktı ve Allah'ın lütfuyla bu stratejiye devam edecektir. Doğrudan yüzleşme politikasının benimsenmesiyle Amerika'nın elini bölgeden kesmek için bölgesel hareket hız kazandı. Suriye, Venezuela, Afganistan modelleri ve hızlıca yok olma kavramları tarihe karıştı; bu yeni politikayla canlı ve dirayetli bir millet başını kaldırdı."

2. Politika: Bölgesel ve Kapsamlı Savaş

İlim Havzaları Müdürü şunları ekledi: "Şimdiye kadar 8 yıllık Kutsal Savunma'da Baasçı Saddam'la veya muhalif gruplarla savaştık, ikinci dayatılan savaşta da gaspçı Siyonist rejimle doğrudan çatışmamız oldu. Ancak İslam İnkılabı'nın yeni stratejisi bölgesel savaştır. Bu savaş, sahasını tüm bölge olarak; yani Hürmüz Boğazı, Babülmendep, Umman Denizi, Kızıldeniz ve Amerika'nın çıkarlarının olduğu her yer olarak kabul etmektedir. Savaşta bu geniş çemberin açılması ve onunla bağlantılı tüm noktalara darbe vurulması yeni politikadır. Elbette düşman inatla ısrar ederse açılacak yeni çemberler ve dosyalar da mevcuttur. Bu politika geri döndürülemez."

3. Politika: Fars Körfezi'nin Güneyindeki Bazı Ülkelerle İlişkilerin Değişmesi

Kum Cuma İmamı şöyle dedi: "Dışa bağlı ve hakir devletlere karşı yürüttüğümüz yaklaşık 50 yıllık stratejik sabrımız sona erdi. Saddam'ı İran'a karşı yürüttüğü savaşta desteklediklerini biliyorduk ama göz yumduk, İslami kardeşlik ve kerem ile bunu görmezden geldik. İsrail rejimi ve Amerika ile tehlikeli ittifaklar kurduklarını biliyorduk, Filistin meselesindeki karanlık geçmişlerini ve sırtımızdan hançerlediklerini biliyorduk ama sabrediyorduk. Savaştaki üçüncü denklem değişikliğimiz, ihanet eden bu bağımlı ülkelerle yeni bir yüzleşmedir. Onlar bu işbirliklerinin bedelini ödemelidirler. Yeni politikamız, bu ülkelerdeki Amerika ve gaspçı rejim üslerini yerle bir etmektir. Bu ülkeler şunu bilsin ki, bizimle dürüst olurlarsa onların en iyi dostuyuz; ancak eski politikalarıyla hareket ederlerse, bu ülkelerin neresinde olursa olsun Amerika'nın üslerini çökertme operasyonları devam edecektir."

4. Politika: Barış ve Savaşta Direniş Alanlarının Birbirine Kenetlenmesi

Ayetullah Arafi şöyle devam etti: "İnkılabın Şehit Rehberi, Filistin'i ve dünyanın mazlumlarını savunmak için uluslararası ve akılcı bir mantığa sahip olduğumuzu ve bunun için harekete geçtiğimizi defalarca dile getirdi. Ancak bunun bu şekilde yapılması yeni bir stratejiydi. Düşman bilsin ki bu politika devam edecektir ve bunu uygulamak için sizin bilmediğiniz, Allah'ın lütfuyla sizi geri adım atmak zorunda bırakacak yepyeni kapasiteler mevcuttur."

5. Politika: Düşmanla Yüzleşmede Yeni Kartlar

Kum Cuma İmamı şöyle konuştu: "Düşmanlar, barış ve savaşa yönelik cüretleri ve ihanetleri yüzünden yeni tuzaklara düşeceklerini asla hayal etmemişlerdi. Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı, 'ya herkes için serbest ya da hiç kimse için' ilkesiyle petrol satışı gibi unsurlar düşman için yeni tuzaklardır. Hürmüz Boğazı bizim doğal ve yasal hakkımızdır. Ayrıca düşmanın haberdar dahi olmadığı yeni kartlarımız da masadadır."

6. Politika: Savaş Stratejilerinin Geliştirilmesi

"Yeni bir hibrit (karma) savaş başlattık. Silahlı kuvvetlerimiz de klasik savaşta büyük adımlar attı ve asimetrik bir savaşa girdik. Bugün de deniz, kara vb. her türlü savaş için yapacağınız tüm yeni tasarımlara karşı hazırız ve gerekli tedbirler alınmıştır. Atacağınız her adım sizin için sadece daha fazla pişmanlık kaynağı olacaktır."

7. Politika: Düşmanla Diyaloğa Karşı Mutlak Güvensizlik

Kum Cuma İmamı, düşmanlara ve onların paralı askerlerine hitaben şöyle dedi: "Sizler milletlerin güvenine ihanet edenlersiniz. Mazlum milletleri defalarca gafil avladınız. Size zerre kadar güvenmiyoruz ve bir daha gafil avlanmayacağız. Yetkililer hiçbir hataya düşmemelidir. İslam İnkılabı Rehberi'nin emri ve kapsamlı kararlarla, düşman teslim olmadığı sürece onlara karşı güvensizliğimizi net bir şekilde göstermeliyiz."

8. Politika: Halkın Varlığındaki Değişim

"Sekizinci politikayı, Ramazan ayından Muharrem ayına kadar tüm İran çapında aileleriyle birlikte sahada yer alan bizzat siz millet belirlediniz. Politikaların değişimindeki odak noktası, Allah'ın lütfuyla Ramazan'dan Muharrem'e kadar aralıksız devam eden halkın sahadaki varlığı ve dirilişiydi."

Ayetullah Arafi düşmanlara hitaben sözlerine şöyle devam etti: "Gerektiği sürece İran milleti ve direniş ekseni, silahlı kuvvetlerin yanında ve İslam İnkılabı Rehberi'ne uyarak meydanlarda ve sokaklarda yer alacak, sizin arzularınızı yerle bir edecektir."

Toplumun Farklı Kesimlerinin Görevleri

Yetkililerin Görevi: "Devlet kurumlarının ve yetkililerinin görevi; ülkeyi Hüseynî bir onur ve direnişle, direniş ekonomisiyle doğru bir şekilde yönetmek; hayatı, istihdamı ve ekonomiyi tüm alanlarda düzene sokmaktır."

Farklı Meslek Gruplarının Görevi: "Seçkinlerin, akademisyenlerin, esnafın ve diğer kesimlerin görevi; bu hareketi desteklemek, sahada olmak ve bu İslami, milli ve inkılabî dirilişe eşlik etmektir."

Silahlı Kuvvetlerin Görevi: "Askeri kurumlar, komutanlar ve silahlı kuvvetler Allah'ın lütfuyla görevinin başındadır; savaşı ve gerekli teçhizatları geliştirme yolunda emin adımlarla ilerleyeceklerdir."

Hüseynî Matemcilerin Görevi: "Matem merasimlerine katılmak, meydanları ve sokakları birbirine bağlamak, hüseyniyeler ile sokakları birleştirmek bu büyük ayaklanmanın doğrudan devamıdır."

Din Adamlarının Görevi: "Allah'ın izniyle bilinçli din adamları ve tebliğciler, ülkede bir karargah ve tebliğ zinciri oluşturarak milletin yanında oldular. Bu beraberlik devam etmeli ve karargahlar sağlamlaştırılmalıdır. Muharrem ve Safer ayları boyunca din adamlarının tebliğ dalgası kesintisiz sürmelidir. İmkanı olan herkes, hakikatleri açıklamak ve aydınlatmak için tüm ülkeye, eğer şartlar uygunsa ülke dışına dahi gitmelidir."

Muharrem Ayı, İzzet ve Onur

Kum Cuma Hatibi, Muharrem ayının başlamasına değinerek şunları söyledi: "Önümüzdeki matem, özel bir önem göstermemiz gereken müstesna bir matemdir. Bu matem, savunma sahnesindeki varlığımızı pekiştirmeli ve Aşura'nın direniş ve onur mesajının en somut tecellisi olmalıdır."

Ayetullah Arafi, ilk hutbede Muharrem ve Aşura'nın İslami izzetin sembolü ve zirvesi olduğuna işaret ederek, "Kur'an'da izzet/onur, yalnızca Allah'a ve O'na bağlı olanlara aittir." dedi.

Ayetullah Arafi şöyle devam etti: "Zahiri (görünür) izzet, insanın kişiliğinin dışındaki etkenlerle bağlantılıdır. Dünya malı ve dünyevi onur peşinde koşanlar, onurlarını makamda, malda ve dışsal zevklerde ararlar ve bu zevklerden daha fazla yararlanan kişiyi 'aziz' sayarlar. Ancak İslam mantığında izzet bizim dışımızda değildir; bu sayılanlar izzetin sadece şekilsel ve zahiri yansımalarıdır."

Kum Cuma İmamı şu ifadeleri kullandı: "İzzetin odak noktası insanın içindedir ve insan fakirlik ve zorluk içinde bile onurlu olabilir. Çünkü onurun kökeni nefsin zenginliğinde, insanın özünde ve doğasındadır. Eğer insan içten gelen bir zenginlik hissederse asıl o zaman onurludur. Bir kimse dışarıdan en büyük dünyevi zevklere sahip olabilir ama içi boş ve aşağılık olabilir; aynı şekilde bir kimse hiçbir dünyevi zevke sahip olmayabilir ancak kendisinde onurun parladığı yüce bir ruha ve nefsani bir zenginliğe sahip olabilir."

İlahi Onur ve Aşura

"İç dünya Allah'a bağlanırsa, onur güneşi doğacaktır." diyen Ayetullah Arafi şunları ekledi: "İçsel izzetin ve batıni serefrazlığın temeli, Allah'ın sonsuz kudretine bağlanmak ve O'nunla ilişki kurmaktır. İnsan kendi içine döner ve iç dünyasını Allah'ın sonsuz kudretinin ve celalinin bir tezahürü haline getirirse, izzet tomurcukları onun varlığında açacaktır."

İlim Havzaları Müdürü, ilahi izzetin bireysel ve toplumsal olmak üzere iki düzeyde gerçekleştiğini belirterek şunları ekledi: "Bazen bir toplum onur (izzet) kazanır; yani güçlü, kuvvetli, kendi içine ve Yüce Allah'ın kudretine dayanan bir toplum haline gelir. İşte bu, İslami izzetin ta kendisidir. Bu izzete ulaşmanın en güzel örneği İslam'ın ilk dönemleridir. Allah Resulü (s.a.a.), Arap Yarımadası halkının vicdanlarını uyandırarak, hakir ve zelil bir halkı paha biçilmez bir onur kimyasıyla donatmayı başardı. Bu izzet maddi varlıkların gölgesinde değil, içsel bir mantık ve ilahi bir söylemle elde edildi."

Direniş ve İzzet: İmam Hüseyin'in (a.s.) Mesajı

Kum Cuma Hatibi şöyle ifade etti: "Hüseynî Aşura, İslâmî onurun bir diğer büyük sembolüdür. Kan, cihad ve şehadet önderi olan İmam Hüseyin (a.s.) bize İslâmî izzeti gösterdi ve tüm çıkmazları aştı. İmam Hüseyin (a.s.), İslam ümmetinin, direniş ekseninin ve İran milletinin onur ve direniş dersini kendisinden öğrendiği büyük bir önderdi. Aşura, İslam derslerinin bir bütünü, İslam maarifinin ve ilahi değerlerin her şeyi gösteren tam bir aynasıdır. Aşura, en üst düzeyde mazlumluğun ama aynı zamanda ilahi direniş ve onurun sembolüdür. Aşura, mazlumiyete rağmen Allah için direnmenin tecellisidir. Aşura, tarihteki tüm mazlumlar için öyle bir derstir ki; eğer bu ders doğru öğrenilirse, hiçbir mazlum hiçbir zalimin karşısında yenik düşmez."

Kum Cuma İmamı şu hatırlatmada bulundu: "Aşura onuru ve Hüseynî direniş, Aşura'nın iki önemli dersidir ve bugün bunlara her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Bugün meydanlarımız ve sokaklarımız bu iki dersle dolup taşmaktadır."

Ayetullah Arafi, onur ve direnişin tüm sorunları çözeceğine işaret ederek, "Aşura'da direniş ve onur birbirine harmanlanmış ve o ebedi ihtişam ve görkemi ortaya çıkarmıştır." dedi. İmam Hüseyin'in (a.s.) Aşura sabahı okuduğu hutbeye ve "Heyhat minna'z-zille (Zillet bizden uzaktır) sloganına atıfta bulunarak şunları söyledi: "Bugün sizin meydanlarda, sokaklarda ve dünya atmosferinde haykırdığınız 'Heyhat minna'z-zille', İmam Hüseyin'in (a.s.) Aşura'daki o mukaddes sloganının bir uzantısıdır."

Kum Cuma Hatibi sözlerini şöyle tamamladı: "Aşura gününün ortasında, bazıları İmam'ın kendi ashabından bir grubun şehit olması nedeniyle belki de geri adım atacağını düşünürken; İmam (a.s.) buyurmuştur: 

'Allah'a yemin ederim ki, bizim için zillet ve aşağılanma dileyenlerin hiçbir isteğine olumlu yanıt vermeyeceğim ve sakallarım kana bulanmış bir halde Allah'ın huzuruna çıkacağım'

Bu onur, esirler kervanında da aynen devam etmiştir. İmam Seccad (a.s.) ve Hz. Zeyneb (s.a.), Ubeydullah ve Yezid'in meclisinde görünürde esirdirler; ancak gerçekleri gören basiretli bir göz, Ubeydullah ve Yezid'in koca ordusunun aslında Hz. Zeyneb'in (s.a.) esiri olduğunu apaçık görür."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha